Deutsche Kinderbücher

Etiketler

20 Mayıs 2018 Pazar

Spor ve Çocuk




Sağlıklı yaşamın altın kurallarından bir tanesi olan sporun insan vücuduna hem psikolojik hem de fizyolojik olarak olumlu etkileri yadsınamayacak kadar büyüktür. Düzenli olarak spor yapan kişiler, özellikle de çocuklar daha sağlıklı gelişirler. Spor yaparken, vücudun hem bedensel fonksiyonları hem de beyin fonksiyonları desteklenmiş ve gelişmiş olur. Ayrıca spor yaparken sarf edilen fiziksel efor ise, çocukların ya da yetişkinlerin daha az stres yaşamalarını sağlayarak depresyon, kaygı ve bunun gibi bir çok olumsuz durumlardan daha az etkilenmelerine sebep olur. Tüm bunların yanında, spor ile ilgilenen çocukların özgüveni daha yüksek olur ve sosyalleşmeleri kolaylaşır. Takım halinde yapılan spor dallarında ise çocuklar, kazanma ve kaybetmenin doğal bir sonuç olduğunu öğrenerek, hayatlarındaki zorluklarla daha iyi mücadele yeteneği kazanırlar. 
Tüm bunların gerçekleşebilmesi için ailelere düşen görevler de büyüktür. Büyüktür ama kolaydır. Örneğin ilk başta spor yaparak herkes çocuğuna örnek olabilir. Çünkü çocuklar hayata hazırlanırken gördükleri ve örnek aldıkları ilk modeller anne ve babalarıdır. Hem böylelikle kendileri de, sporun yukarıda bahsetmiş olduğum bütün avantajlarından yararlanabilirler. Tabi bunu yaparken çocuğun fiziksel yetenekleri ve kapasitesinin farkında olup, buna göre hedefler belirlemek gerekir. Yoksa çocuğu spora yönlendireyim derken, uzaklaştırmaya sebep olabilir. 
Tabii ki çocuk için en eğlenceli olan kısımlardan bir tanesi de evde, okulda veya dışarıda ailece sportif aktivitelere katılmaktır. Bu sayede hem çocuğunuzu spor yaparken izleme, hem başarısını destekleme, hem de kaybettiğinde sarılarak manevi birlikteliğinizi hissettirebilme şansını yakalayabilirsiniz. 

Tüm bunları göz önünde bulundurarak, dün evimize çok yakın bir alanda yapılan çocuk festivaline katıldık. Amaç oradaki çeşitli aktivitelere katılmaktı. Beklediğimizden daha eğlenceli ve verimli geçti diyebilirim. Bir çok spor dalı oyunlaştırılarak ve yarışma formatı verilerek çocuklara sunuldu. Basketbol, voleybol, futbol, denge yürüyüşleri ve bir çok spor çeşidiyle mükemmel bir organizasyon oldu. Bu sayede çocuklarla birlikte güzel bir gün geçirmiş olduk.


Günümüzden birkaç fotoğraf:

                               

                                            













19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı

Ünlü şairlerimiz Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılmış, ünlü sanatçımız Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş olan Onuncu Yıl Marşı:



19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nız Kutlu Olsun! 

17 Mayıs 2018 Perşembe

Çocuklara Oyunla "Disiplin" Eğitimi



İnsanoğlu hangi yaşta, hangi konumda, hangi ortamda olursa olsun, mutlaka yaşamın içerisinde "disiplin" gerekiyor. Hatta "Ağaç yaşken eğilir" sözünü göz önünde bulundursak, çocuklarda bu disiplin eğitiminin önemi ve gerekliliği, diğer yaşlara göre daha ağır basıyor. Ancak çocuklara sözlü olarak "Elini yıka, dişini fırçala, oyuncaklarını topla, vs."  şeklinde komutlar vererek disipline etmek, pek de başarılı bir sonuca ulaştırmayabilir. Çocuk, doğası gereği sürekli bir heyecan, hareket, farklılık arayışı içindedir.  Bu yüzden, öğretilmek istenen davranışlar, oyun şeklinde verilirse, sonuca ulaşma da bir o kadar hızlı, kolay ve pozitif yönde olur. Bu yüzden biz de bu akşam ailece, sessiz sinema şeklinde küçük bir oyun oynadık. Amacımız, evde uyuması gereken kuralları oyun şeklinde çocuklara tekrar ettirmek. Her akşam, "Yatmadan önce dişlerini fırçala" demektense, oyun şeklinde bunu hatırlatmak daha etkili olur diye düşündüm. Bunun için, küçük kağıtlara birkaç kural yazdık ve sessiz sinema şeklinde sırayla hepimiz anlattık. Tahmin ettiğimden daha eğlenceli geçti. Çocuklara sözlü olarak sürekli yapmaları gereken şeyleri tekrar ettiğimizde, hem sıkıcı oluyor, hem de ters günlerindeyseler inatlaşmalar sonucu  tam tersi bir sonuçla da karşılaşabiliyoruz. Ama oyun şeklinde yapıldığında, çocuk kendisine mesaj verildiğini fark etmeden, tamamıyla oyun olarak algılayarak hem eğleniyor, hem öğreniyor ya da tekrar ediyor. Denediğim ve pozitif sonuç aldığımdan dolayı herkese tavsiye ediyorum. 



Oyunumuz şöyle:

Öncelikle küçük kağıtlara istediğimiz kuralları yazıyoruz.



                             
                                                                   





Daha sonra bunları katlıyoruz.

 


     Sonra da oynuyoruz...

  



    










Bu konuyla ilgili çok güzel bir hikayeyi de paylaşmak istiyorum.

Evi terk etmeye karar vermişti, artık babasının sürekli ikaz ve söylenmelerine katlanmak istemiyordu. 
"Diş fırçalarken suyu açık bırakma"
"Salondan en son kim çıktı? televizyon neden açık"
"Odada kimse yok, ışıkları niçin kapatmıyorsun?"
"Makası kullanıp, neden tekrar yerine bırakmıyorsun?"
Sabah bir iş görüşmesine gidecek ve eğer kabul edilirse aile evini bırakıp, kedisine bir ev kiralayacaktı. Kararı kesindi. Artık kendi hayatını yaşamak istiyordu.
Sabah, babası onu kapıda uğurladı. 
- Dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, oğlum. 
Dedi ve her zamankinden daha fazla harçlık verdi.
Görüşme adresine gelince, kapıda bekçi yoktu. Bahçe kapısı açıktı ama sürgülü kilidinin demiri dışarıdaydı, giren çıkan herkes bu demire değiyordu. Hemen kilit sürgüsünü geri çekti ve içeriye girdi. Bahçede bir hortum suyunu boşa akıtıyordu. Onu aldı ve sulasın diye bir ağacın dibine bıraktı. Bir avluya girdi, duvar dibinde boşa çalışan bir vantilatör gördü. Gayrı ihtiyarı bir hareketle, vantilatörü kapattığını fark etti. Artık huyu nefsine galip geliyordu. Kendisini tuhaf hissetti ve bu durumundan nefret duymaya başladı. 
Oradan küçük bir odaya girdi. Üzerindeki okla görüşme salonuna gider, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı duruyordu. Onu düzeltmek istemedi, fakat babası sanki karşında duruyor gibiydi ve ona; "Onu düzelt" diyordu sanki. Kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdiğinde diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonun ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yer aydınlatıyordu. Aldırmak istemedi fakat babasının sesini duyar gibi oldu sanki "kapatın bu ışıkları" diyordu. Bu ses dikkatini dağıtıyordu. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.
Sıra ona gelince görüşme odasına çağrıldı.
Masanın öbür tarafında oturan kişi evraklarını istedi. Diplomalarını inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve imtihanın bir parçası olmalı. Dedi kendi kendine. Ne cevap vereceğini bilemedi. 
Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı. 
Karşısındaki adam; Neyi düşünüyorsunuz? Diye sordu.
Biz burada kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik. Açık sürgü kilidi, boşa akan su, vantilatör, ışıkları ve ters kağıt hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.
Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü ve ertesi gün babasını alıp yeni işyerini göstermek için can atıyordu.
ALINTIDIR...
























16 Mayıs 2018 Çarşamba

Çocuklara Ramazanı Sevdirmek

Herkese Hayırlı Ramazanlar. 
Ramazan'ın ilk gününden herkese merhaba. 
Ramazan ayı bütün bereketi ve güzelliğiyle yine karşımızda. Bu güzelliği oruç tutarak taçlandırıyoruz. Ama daha oruç tutamayacak olan yaşta olan çocuklarım için Ramazan ayının diğer aylardan farklı geçmesini, bu ayı biraz daha sevmelerini ve bu günlerde hayatlarında bazı farklılıklar olmasını istedim. Bunun için küçük bir Ramazan kutusu hazırladım. Aslında çocuklarımın ihtiyaçları olan ve istedikleri tarzda minik hediyeleri bu kutunun içerisine koydum. Amacım, her gün kutunun içerisinden bir hediye vermek. Başlangıçta kutuyu kapalı halde, içi dolu iken göstereceğim ve içerisinde onlar için bir sürü küçük hediye olduğunu söyleyeceğim ve böylece heyecanlarını arttıracağım. Söyledigim gibi, her akşam bir hediye vereceğim. 

İlk akşam için Eymen'e, onun çok istediği Ninjago figürlü çalar saat düşündüm. (Artık sabahları kendisi uyanmak istiyor)





Eren için de bir çift sevimli yazlık ayakkabı. 





Yarın için ikisine de araba şeklinde kalem.







  Üçüncü gün birer çift çorap. 





 Dördüncü gün, yine araba şeklinde silgiler






5. gün ikisine de birer tane Lego







6. gün yine Ninjago figürlü bir not defteri ve bir adet Cd




7. gün, çikolatalar






8. gün, bisikletlerinin anahtarı için anahtarlıklar







Bunlar da diğer günler için aldıklarım. (Hepsini okumak sıkıcı olur diye tek tek yazmıyorum). İnşallah beğenirler ve Ramazan ayını diğer aylardan ayıran güzel bir aktivite yapmış oluruz.













Sanırım son haftaya yetecek kadar hediyem yok. O günlerde de marketten lolipop, sevdikleri bisküvi tarzı şeyler almayı planlıyorum. Yetmezse evde birlikte kurabiye, pasta yaparız diye düşündüm. 


Tekrardan herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum...




15 Mayıs 2018 Salı

Deniz Yıldızı


                           

                               

Dün akşam çocukları uyutmadan önce "Hangi hikayeyi okusam?" Diye düşünürken, aklıma öğrencilerimle birkaç yıl önce yapmış olduğumuz, "Farkındalık Yaratma Projesi" ve burada kullandığımız "Deniz Yıldızı" hikayesi geldi. O zaman, öğrencilerimle birlikte bu hikayeyi okuyup böyle bir proje başlatmıştık. Her öğrenci, ihtiyacı olan birilerinin yaşamına sessizce ve sevgiyle dokunup yardım etmiş ve bu yardım etmenin iç huzuruyla kendisi de mutlu olmuştu. Hatta birkaç öğrenci huzurevine gidip, ziyaretçisi gelmeyen kişilere gönüllü olarak haftada bir kitap okumaya başlamıştı. Aynı bu hikayedeki deniz yıldızları gibi belki bütün yaşlı ve kimsesizlere ulaşamayacaklardı ama, ulaşabildikleri kişiler için çok büyük bir sevinç kaynağı olmuşlardı. Bazı öğrenciler trafikte birilerine yardım etmiş, bazıları alışveriş çantalarını taşımakta zorlananlara yardım etmiş, bazıları ise renk renk çiçekler satın alıp, çevredeki insanlara dağıtmış ve mutlu olmalarını sağlayarak, "Farkındalık Yaratma Çalışması" yapmışlardı. Ben de oğluma bu Deniz Yıldızı hikayesini okuyup, bu konuda yapmış olduğum projeden bahsettim. Kim bilir belki kısa bir süre sonra onunla da böyle bir proje yaparız. 



Hikayeyi okumak isteyenler için:

Adamın biri sabaha karşı okyanus sahilinde, güneşin doğuşunun keyfini çıkarmak için sahile inmiş. Uzakta sahilde birini görür. Biraz yaklaştığında sahile vuran deniz yıldızları okyanusa atan bir çocuğun olduğunu fark eder. Çocuğa yaklaşarak sorar:
-Deniz yıldızlarını neden okyanusa atıyorsun?
Çocuk der ki:
–  Güneş yükseldi mi, sular çekiliyor. Onları suya atmazsam susuzluktan ölecekler.
Adam devam eder:
– Sahil kilometrelerce uzanıyor ve binlerce deniz yıldızı var, hangi birini atacaksın. Ne farkedecek ki?
Çocuk, adamı dinledikten sonra bir deniz yıldızını daha okyanusa atar ve cevap verir:


– Bu deniz yıldızı için fark etti.
Adam, çocuğun yalnızca okyanus manzarasının keyfini çıkarmaya gelmeyip bir fark yaratmak istediğini anlar ve ona katılarak bütün sabahı okyanusa deniz yıldızı atarak geçirir.


"Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sınavda bana "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diye sordular. Ben de onlara "Mutlu olmak istiyorum" diye cevap verdim.
Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, asıl onların hayatı anlamadıklarını söyledim. "

John Lennon

13 Mayıs 2018 Pazar

Anneler Günü



Thomas Edison bir gün eve geldiğinde annesine bir kağıt verdi ve “Bu kağıdı öğretmenim verdi ve sadece sana vermemi tembihledi”. dedi.
Annesi kağıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okudu:
“Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden bir çekmecenin köşesinde katlı halde bir kâğıt buldu ve alıp açtı.
Kâğıtta “Oğlunuz “şaşkın” (akıl hastası) bir çocuktur. Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz…” yazılıydı.
Edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğüne şu satırları yazdı:

Thomas Alva Edison, kahraman bir anne tarafından, yüzyılın dâhisi haline getirilmiş, “şaşkın” bir çocuktu…




Kalbinde şefkat, iyilik, merhamet ve sevgi barındıran tüm kadınlarımızın anneler gününü kutlarım. 

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Blog Muhasebesi Mimi




Sevgili Blogcu Sultan yeni bir mim başlatmış; sevgili Yıldız ve Sibella'da beni mimlemiş. Ben de severek ve büyük bir keyifle soruları cevapladım. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ederek, kendi blog muhasebemi sizinle paylaşmak istiyorum.

  • BLOG ALEMİNE NASIL GİRDİN?
Blog alemine girişim, damdan düşercesine oldu desem yalan olmaz. Asıl niyetim, çocuklarla birlikte yaptığımız etkinlikleri bir kenara yazmak ve bunları bir şekilde toparlayıp kitaplaştırmaktı. İleride ellerinde çok güzel bir hatıra kitabı olsun istiyordum. (Bu düşüncem hala devam ediyor.) Birkaç sayfa yazı yazdım ve bilgisayarıma kaydettim. Sonra, bilgisayarın başına bir iş gelir de, yazdıklarım silinirse diye bir endişeye kapıldım ve yazdıklarımı internet ortamında paylaşmaya karar verdim. Hem kalıcı, hem de kaliteli olarak nereye yazabileceğimi düşünürken, aklıma blog açmak geldi ve aniden açtım. İyi ki de açmışım. Güzel arkadaşlar, farklı tecrübeler edindim. 

  • HANGİ BLOG SANA İLHAM OLDU?    
Ben blog sayfamı açmadan önce, blog ile ilgili hiç bir fikrim, takibim, hatta ilgim yoktu. Bu nedenle başlangıçta ilham aldığım biri olmadı. Ama ilk yazılarımı yazıp sayfamda paylaştığımda, bana yardımcı olan sevgili Momentos oldu ve beni cesaretlendirdi. Buradan tekrar teşekkür ediyorum. Daha sonraları ise sevgili Deeptone, daha çok çevre edinmeme yardımcı oldu ve blog alemine, sayesinde iyice adapte olmuş oldum. Yine kendisine teşekkürü bir borç bilirim. 

  • BLOGA YAZDIĞIN İLK YAZI İLE SON YAZI ARASINDA FARK VAR MI?
Aslında amacım bloğumda sadece çocuklarla evde yapmış olduğumuz aktiviteleri yayınlamaktı, ama araya mimler, hikayeler, etkinlikler, ev dışı etkinlikler de girmiş oldu. İlk yayınım "Pamukta fasulye yetiştirme deneyi"burada  idi. Son yayınım ise bugünkü "Suda Yüzen Ataç Deneyi"burada oldu. İçerik olarak baktığımda, aslında pek fark yok. İkisi de çocuklarla evde yapmış olduğumuz aktivite örneği. 
Ama başlangıçta fotoğraf eklemeyi beceremediğimden, ilk yazılarımda pek fazla fotoğraf yok. Sonraları öğrenince bol fotoğraflı yayınlar eklemiş oldum. Ara ara o eski yaptığımız etkinliklerle ilgili telefonumda fotoğrafları buldukça, sonradan ekleyerek güncellemeye çalışıyorum ama tabi tek tük buluyorum. Yani kısacası içerik olarak pek fazla fark olmasa da, şekil olarak bayağı farklı diyebilirim.

  • YAKIN ÇEVRENDEKİ İNSANLAR BLOGUNU BİLİYOR MU?
 Evet biliyorlar, hatta benden ilham alıp seni blog sayfası açan yakınlarım bile oldu😊

  • ŞUAN BU MİM YAYINI İLE BİRLİKTE BLOGUNDA KAÇ YAZI VAR VE KAÇ SAYFA GÖRÜNTÜLENMEN VAR?
Şu an bu mim yayını ile birlikte bloğumda toplam 79 yazım ve 15.446 görüntülenmem var. 

  • HANGİ BLOGUN GÖRÜNTÜLENMESİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORSUN?
Momentos
Deeptone 
Akan Zaman (Halil Gönül)
Sevde'nin Şiirleri
Pelinpembesi
Herteldenşef
Film Gündemi
Handan (Bir)
Sessiz Kaldım
Veee bu mimi okuyup da yapmak isteyen herkes...